Evapsie

Harry Potter ve RPG'nin birleştiği adres(:
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kristen Rose Elensar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kristen Rose Elensar
St. Mungo Şifacısı
St. Mungo Şifacısı
avatar

Mesaj Sayısı : 50
Ruh Hali :

MesajKonu: Kristen Rose Elensar   C.tesi Ağus. 15, 2009 12:29 pm

İstenen Mevki:Şifacı

RPG:

İnsanın neden canı sıkılırdı?

Bu soruyu yüzlerce kez kendine sormasına karşın hala yanıt alabilmiş değildi.Pırasayı andıran dümdüz saçlarıyla oynamaktan minik minik bukleler oluşturmuştu saçında.Çalışma masasıyla beraber kullandığı dönen sandalyesinde biryandan kendi kendine dönüp bir yandan da saçlarıyla oynarken artık midesinin bulandığını hissetti.Ellerini çalışma masasından tutarak sandalyeyi durdurdu.En son yaptığı ve en çok keyif aldığı şey Miranda'yı aramaktı.Onun sesini duymak içini rahatlatmıştı.Ancak kafasını kurcalayan sorunlarına hala yanıt bulamamıştı. - Acaba Rudd onu unutmuş muydu? - Bir yandan "çoktan unutmuştur" dese de diğer bir yandan ayrılırken Rudd'un söylediklerini anımsadı; "Nerede olursan ol, sen daima benimlesin.Seni seviyorum" demişti Rudd ona. - Bunları söyleyen biri nasıl unutabilir ki? - diye söylenmeden de edemedi Rose.Geçen onca zamana ve çocukluk aşkı olmasına rağmen özlüyordu Rudd'u.Miranda'dan bir iyilik istemişti.Rudd'a,Rose'un telefon numarasını verecekti, tabii aramak isterse.Aklından bunları geçirirken kendini yeniden sandalyesinde dönerken buldu.Yavaşça ayağa kalktı.Günlerden pazar olduğu için ev oldukça hareketliydi.Her pazar olduğu gibi temizlikçi kadın gelmiş, bir yandan evi temizlerken bir yandan da kendine has şarkılarından birini söylüyordu.Aslında bu kadın eve geldiğinde Rose başta olmak üzere evdeki herkes oldukça eğleniyordu.Taa ki temizlik sırası Rose'un odasına gelinceye kadar.Temizlikçi kadın her seferinde; "haftaya odanı böyle bırakma bana küçük hanım, sonra eşyalarını kafama göre kaldırıyorum bulamayınca da bana kızıyorsun" diye sitem eder Rose da hafifçe " tamam peki" diyerek kafasını sallar ve o laflar orada unutur giderdi.Düşünmesi gereken çok daha önemli şeyler vardı.Rudd ya da Miranda gibi. "Temizlik sırası benim odama gelmeden duşumu alsam iyi olur" havaya fırlatıp tekrar yakaladığı duş jeli elinde banyosuna doğru ilerledi.Sıcak suyu açtı ve küvetteki su yarıyı geçinceye kadar bekledi, üzerine soğuk su ilave edip duş jelini güzelce içine sıktı.Mis gibi kokunun içinde, ılık ama sıcağa daha çok yakın bu suda uzanmak kadar büyük bi mutluluk yok diye geçirdi içinden adeta rahatladığını hissediyordu.Gözlerini yumdu vaktinin çoğunu küvetin içinde uzanarak geçirmesinde bir sakınca yoktu - hoş - yapacak başka birşey de yoktu.Rose tam gözlerini kapatmış, uzaklara dalmışken banyonun kapısı iki kez çalındı "içerde misin Rose? Orayı temizlemem gerek biraz acele et!".Rose oldukça sinirlenmişti "İzin verirseniz banyo yapabilir miyim?Lütfen beni yalnız bırakın! Kendi odamı kendim temizleyebilirim" gibilerinden cümleler kurarak sinirini belli etmek, kadını bir an önce oradan uzaklaştırmak ve banyo keyfine devam etmek istiyordu.Derken "tatlım banyonu daha sonra da yapabilirsin ama pazar günü temizlik günümüz lütfen acele et".Bu sevimli anne rolü yapmaya çalışan kadını tanısalar aslında ne kadar yapmacık olduğunu bilirlerdi diye geçirdi içinden bir an Rose artık evde rahat olmanın hiçbir yolu yoktu ona göre.Gözyaşlarını tutamadı.Sinirle küvetten çıktı.Çabucak kurulanıp üzerine eline geçirdiği ilk bodyi ve kotunu giydi.Çantasına telefonunu, cüzdanını, anahtarını ve mp3 çalarını attıktan sonra odasının kapısını çarparak çıktı.Merdivenleri hızlıca inerken anne ve babasının yönelttiği hiçbir soruya yanıt vermeden sokak kapısını kapattı.

O gün hava kapalıydı.Pazar gününün kasveti çökmüştü adeta şehire.Etrafta malikanelerden başka hiçbirşey yoktu, ne bir kafe ne de bir kilise.Rose bu evde ilk kez anne ve babasına kızırak kapıyı çarpıp çıkmıştı.Eve döndüğünde sonuçlarına katlanacağını bilse de bu yaptığı hareketle anne ve babasına neler hissettiğini bir nevi anlatmış olacaktı en azından öyle umuyordu.Yol boyunca hızını kesmeden yürüdü.Daha sonra uzaktan gelen tekerlek seslerini duydu.Bu yoldan sık sık araba geçmese de nadiren geçerdi.Tepkisiz arabanın geçip gitmesini beklerken, araba Rose'un yanında fren yaptı.Hava kapalı olduğundan arabanın camından içeriyi göremiyordu.İçerden gelen tıkırtıyla cam yavaş yavaş aşağıya inmeye başladı.Arabanın direksiyonunda onyedi - onsekiz yaşlarında genç bir çocuk oturuyordu ve Rose'a göre oldukça yakışıklıydı.Siyah saçlı, beyaz tenli, iri siyah gözlere sahipti.Yavaşca cama doğru uzandı.

"Merhaba! Böyle biryerde sokakta tek başına yürümek akıl kârı olmasa gerek" dedi çocuk yüzündeki tatlı gülümsemeyle.Rose önce çocuğun söylediklerine anlam veremese de şaşkınlıktan kurtulup "Bazen yalnız kalmak isteyebilirsin. Bunun için yer ve zaman önemli değildir" tebessüm etmeye çalışsada gördüğü manzara ona izin vermiyordu."Sanırım haklısın ama bak Tanrı yalnız kalmanı istememiş olmalı ki beni gönderdi.Bu arada ben David" arabanın penceresinden Rose'a doğru bir el uzanmıştı.Hafifçe el sıkıştılar "Memnun oldum bende Kristen Rose ama kısaca Rose diyebilirsin" hala elini çekmemişti David."Rose hadi gel şehir merkezine inip birşeyler içelim baksana hava kapalı yürü yürü bitmez bu yol sonra söz seni aldığım yere kadar bırakırım" derken David o kadar masum duruyordu ki Rose bir anda kendini arabada buldu.Yol boyunca sohbet ettiler.Rose kafa dengi birilerini bulduğu için kendini çok şanslı hissediyordu.Şehir merkezinde bir kafede birşeyler içtiler.Oradan çıkıp David'in yoğun ısrarları üzerine Lunapark'a gittiler ve deliler gibi eğlendiler.Saat ne Rose'un ne de David'in umrunda bile değildi.Eve dönüş sırasında da bol bol konuştular ve birbirlerini daha çok tanıdılar.David'in aslında komşuları olduğu ve Rose gibi İngiltere'de ilkokulu okuduğunu bilmek güzel bir duyguydu.En güzeli ise David'i istediği zaman görebilecek olmasıydı.Saat akşam on buçuğu gösterirken ancakn eve gelebilmişlerdi.Rose arabanın kapısını açmak içini elini uzattığında birşeyler söylemesi gerektğini hissederek geri döndü; "Hayatımda geçirdiğim en güzel günlerden biriydi çok sağol David" dedi gülümseyerek gözlerinin içine baktı "Esas ben teşekkür ederim sen gerçekten mükemmel birisin" diye karşılık verdi David'te.Rose yanağına minik bir öpücük kondurarak David'in arabasından indi.Çantasından çıkardığı anahtarla kapıyı açtı.Herkes uyuyo olması için dua ederken sessizce odasına çıktı.

Rose'u gören olmamıştı ancak sabah neler olacağı hakkında kimsenin bilgisi yoktu.Rudd mu? Onu düşünmeye hiç vakti olmamıştı bile.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Amelia N. Ramanicol
İksir Profesörü ~ Ravenclaw Bina Sorumlusu ~ Müdüre
İksir Profesörü ~ Ravenclaw  Bina Sorumlusu ~ Müdüre
avatar

Mesaj Sayısı : 1125
Ruh Hali :
Nereden : Buradan(:

Seviye
RP Puanı:
95/100  (95/100)

MesajKonu: Geri: Kristen Rose Elensar   C.tesi Ağus. 15, 2009 1:09 pm

kabul edildiniz(:
rütbenizi veriyorum(:

_________________
When the beautiful unreality holds out its hand,
It's better not to lose yourself in blind faith...


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://evapsie.darkbb.com
 
Kristen Rose Elensar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Twilight'ın Esas Kızı Kristen Stewart

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Evapsie :: Seçim Alanı~ :: Meslek Alımları :: ♣ Şifacı Alımları-
Buraya geçin: