Evapsie

Harry Potter ve RPG'nin birleştiği adres(:
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Adeläine Dimetrus.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adeläine Dimetrus



Mesaj Sayısı : 2

MesajKonu: Adeläine Dimetrus.   Perş. Eyl. 03, 2009 8:36 am

Lady olmak istiyorum, eğer mümkünse. Z.z

Başı dönüyordu. Görüntü yine kararıyordu. Bulutlar kaplamıştı adeta gözünü. Hiçbir şey göremez olmuştu. Gözlerinin sulanması da cabası. Bedeninin artık işleyemediğini hissediyordu. Elleri, ayakları, hatta düşünceleri... Sanki ölmüştü. Tatlı bir ölümdü bu, acı yoktu. Yine de kendi kendine kuruntu yaptığı kanaatindeydi. Bir şey yoktu, bahane arıyordu. Peki ne için? Parti onu çok mu yormuştu yoksa? Hayır, bu sıradan bir Hufflepuff partisiydi. Dört senedir hiç böyle olmamıştı, yaşamı boyunca hiç böyle olmamıştı. Viski mi öyle yapmıştı onu? Hayır, viski onu çarpmazdı. Derin derin nefes alıp, verdi. Sanki akciğerleri de işlemiyordu. Nefessiz kalmıştı. Her şey kötüye gidiyordu, her şey... Sonja ile konuşmalıydı, becerebilirse tabii. Duvarlara tutunarak, bilinçsizce adımlar attı. Ayağındaki topuklu ayakkabılarla yürümek zordu yeterince, eteği açılmasın diye uğraşlarının zorluğu anlatılamazdı. Zor gören gözlerini açıp kapasa da bir işe yaramadı. Parti için asılan afişlerdeki yazılar... Sanki siliniyordu. Rengârenk ışıklar... Gidiyordu, durun bir saniye kör mü oluyordu yoksa! Ah, Sonja neredesin? Dengesizleşen adımları, herkes tarafından farkedilmiş olmalıydı. Duvara yaslandı, elini üzerinde viskilerin olduğu masaya koydu. Destek almaya çalıştı, beceremedi tabii. Yere düşmek üzereydi. Tam o sırada bir mucize oldu! Sonja, Svenja'yı kaldırıp, konuştu. Belki de Svenja, Sonja'nın konuştuğuna hiç bu kadar sevinmemişti.

“-İyi görünmüyorsun!”
“-Benim biraz dinlenmeye ihtiyacım var.”
“-Ama eğleniyorduk!”
“-Özür dilerim, beni takmayın siz, eğlenmeye devam edin. Belki gelirim, söz vermiyorum.”
“-Geç oldu, dikkatli ol her neyse gidiyorsan.”
“-Merak etme Sonja.”
“-...”


Sonja'dan da destek alarak, dışarı çıktı. Gözlerinin düzelmesini umuyordu, ummaktan başka bir çaresi yoktu hoş. Sonja'nın içeri girmesini fısıldadı. Gidip gitmediğini bilmiyordu, ama ayak sesleri duymuştu. Sonra da o kahrolası sessizliği... Canı acıyordu sanki, yine de Sonja'nın gitmesini o istemişti. Belki de bu bir işaretti, saçmaladığını farketmesi uzun sürmedi. Zaten başka bir duyusu çalışmıyordu. Duyduğu tek bir ses vardı. Gölün sesi... Bu saatte dışarıda kimse olamazdı, o yüzden birine çarpma olasılığı yoktu. Elleri önündeydi, kolluyordu etrafını. Bir şeye çarptı. Banka çarptığını umdu. Elleriyle şekli inceledi. En başta aşağı, sonra düz... Evet, bu banktı. Kollayarak, oturdu. Ayakkabılarını çıkardı ve ileri attı. Göle düşmüş, düşmemiş umrunda bile değildi. Her şeyden uzaklaşmak istiyordu. Birden acı kesildi. Sanki bütün gürültü kulaklarına doldu. Gözleri açılıyordu, mutlu oldu. Ayakkabıları göldeydi, git gide ilerliyordu. Çıplak ayaklı Hogwarts kızı! Müthiş! Banka uzandı. Eteğini biraz düzeltti ve derin bir nefes aldı. Göle daldı. Hiçbir beklentisi yoktu, sessiz bir gece istiyordu sadece. Elbette, profesörlere ya da müdüre de yakalanmamak...

“-Ben de gölü kirletmeyi başaran ayakkabılar kime ait diyordum. Aslına bakarsan, cevap oldukça açıkmış!”

Bu duyduğu ses... Gölden daha berraktı belki de. Yüzünde hissettiği nefes... Evet, bu Aleron'du. Hep iyi anlaşmışlardı, son dönemde ise sürekli atışmışlardı. Ergenlik? Belki, ama bu çok acı veriyordu. Sıradan bir arkadaşla küsmekten daha acı. Sonja ile küsmek gibiydi Svenja için. İçi acısa da gururundan taviz vermezdi. Svenja ve inatçı kuralları. Gurur, onun için her şeyden önemliydi. Özür de beklemiyordu, ama bu kadar küstahlık fazla lûzumsuzdu. Yüzünü kaldırdığı anda kırmızı rujlu dudağı, Aleron'un yanağına temas etti. Yanağına değdiği için şükrediyordu şu anda. Yüzünün kızardığını farketti, Aleron'un farketmemesini umdu. Uzandığı banktan doğruldu. Yalnızlık... Hayal olmuştu, hem de hayal de değil bildiğin kâbus! Onun oturmasını isteyip, istemediğini bilmiyordu. Sadece kenara kaydı, nazik miydi? Evet, Aleron'a kıyasla özellikle. Aleron kendi yanağını silebilirdi, silmeye tenezzül etmedi. Dalga konusu olacaktı bu, konunun üzerinde durmamalıydı. Laf sokucu, alçak bir seviyeye düşmeden, mantıklı ve Svenja Dimetrus'a yakışır bir cümle olmalıydı. Aklına gelen cümleyi irdelemeden dışarı vurdu;

“-Sana da merhaba Aleron, uyuman gerekmiyor mu senin bakalım?”

Pişkin pişkin gülümserken, kumral saçlarını geriye attı. Havada Svenja'nın kokusu vardı. O hafif ve taze parfümümün kokusu... Elbisesinin, etek kısmının yırtıldığını farketti. Ah, bir bu eksikti! Aleron'un görmemesi için dua etmekten başka çaresi yoktu. Hoş, göreceğini biliyordu çünkü hep dikkâtli biri olmuştu Aleron. Yine de bir umut, belki de söylemek veya dalga geçmenin terbiye sınırını aştığını anlardı. Sonuçta Svenja'nın arkadaşıydı, terbiyesizliği sevmediğini bilirdi. Eskiden olsa gülüp geçerlerdi, zaman Aleron'u değiştirmiş miydi? Konuyu değiştirmek amacıyla fısıldadı, cümlesini bitirdiğinde şarkı mırıldanmaya başlamıştı bile.

“-Ayakkabılarım, güzeller değil mi? Beğeneceğini biliyordum.”

Aleron'un yanağını silişini ve kontrol edişini, sessizce izliyordu. Evet, Aleron'u izliyordu. Eskiden ona ne kadar değer verdiğini düşündü bir an. Aklına takıldı bu. Geçmişin bir önemi yok, geleceğe bakalım diye düşündü. Yine de ondan vazgeçmek istemiyordu. Onu güldürebilen nadir kişilerden biriydi. Gerçekler acıydı, gerçeği istemese de böyleydi. Şimdi birlikte ağlayıp, gülebileceği bir Aleron yoktu. Fazla acı geldi ona. Gözlerinden yaş geldiğini farketti, farkettirmemeye çalışarak sildi. Gözünden kaçmayacağını biliyordu. Bu aralar fazla şey umuyordu. Yanına oturmuş çocuğu, bir videoymuş gibi izliyordu. Rahatsız edici veya etmeyici, umrunda bile değildi! Aleron da onu izliyordu. Svenja'nın rencide edecek gücü kalmamıştı ki, ona bir şey diyemezdi. Bir şey varmış gibi... Aleron'un konuştuğunu farkedince, kafasını sağa sola sallayıp silkelendi.

“-Ben senin elbiseni daha çok beğendim. Hele de şu kısmı orjinal bir hava yaratmış, etkileyici!”

Elbisesinin yırtık parçasını havaya kaldırdı Aleron. Sakince gülümsedi Svenja, olay çıkarmanın anlamı yoktu. Kötü bir niyeti olmadığını biliyordu. Parçayı bıraktığında ise, banka bir nevi yayıldı. Gevşek bir sırıtış ile onu izleyen Svenja ise, nazikçe gülümsedi. Kibar olmak, genlerinde vardı. Ah, Fransızlar! Genzini temizlerken, kıkırdamaya devam ediyordu. Kıkırdayarak, fısıldadı. Duydu mu duymadı mı bilmiyordu.

“-Etkilenmişsin, evet. Belli.”

Svenja, kendi parfümünün kokusunun git gide yayıldığını farketti. Aleron'un ise sanki burnunu tıkar gibi bir havası vardı. Kötü koktuğunu düşündü bir an için. Sonra parfümü koklayınca, tereddütler aklından silindi. Aleron konuşmaya başladı. Merak dolu sesini, sakince dinledi.

“-Seni gecenin bu saatinde buraya atan ne? Parti olduğunu sanıyordum. Sen dansı sevmez miydin?”

Gülümsedi. Artık çok iyi arkadaş olmamalarına rağmen, bir şekilde gülümsetiyordu onu. Ya da gülünecek bir şey yoktu, sadece gülmek istiyordu. Anlatıp, anlatmamakta tereddüt etti. Zaman... İnsanları değiştiriyordu. Aleron'un da değişmesinden korktuğu bir gerçekti. Belki de korkusu gerçekleşmişti. Gözleri yine doldu. Ağla istersen, güçlü ol Sve dedi içinden bir ses. Kendine geldi, burnunu çekti. Tereddütlerini bir kenara attı, o kadar da kötü olamazdı ya Aleron. Yine de bu ihtimâli de göz önünde bulundurarak konuşacaktı. Derin bir nefes aldı ve omuz silkti, kelimelerin ağzından dökülüşünü hissederken.

“-Dans benim hayatım, mecbur kalmadıkça bırakmam, ki bunu çok iyi biliyorsun. Aslına bakarsa, birden ölümü hissettim, hemen dışarı çıkardı Sonja beni. Dalga geçilebilitesi yüksek bir oran, ha? Svenja ölümü hissetmişmiş! Hiç anlatmamam gerekiyordu. Lanet olsun!”

Kendine, herkese güçlü olduğunu kanıtlamıştı. Şimdi ise ağlıyordu. Tıpkı acizler gibi. Gücüne gitmişti bu. Ağladığı için kendine hesap soracak hâlde olmaması lâzımdı, bunu nasıl becerebiliyor anlamıyordu. Aleron onu ağlatabiliyordu. Saçma ama değerli bir sebepten dolayı. Ona hâlâ değer verdiğini bilmek... İçini acıtıyordu. Göz yaşları, durdurak bilmeden terkediyordu gözlerini. Gözü yine görmüyordu, bu sefer göz yaşlarından dolayıydı. Duyduğu hışırtıdan, Aleron'un yaklaştığını anladı. 'Aciz' bedeni titremeye başladı. Soğuktan olmadığını biliyordu, bir şekilde telaşlanmıştı. Omzunda hissettiği kol, en başta ürpertiye neden olsa da birden sıcacık hissetti. Bu anlatılamayacak bir duyguydu. İki yıl sonra, Aleron'un ona sarılması... Burnunu çekti. Göz yaşlarını hissetmiyordu, sanki donmuşlardı. Duyduğu ses, kaleye hapsolmuş bir prensesin kurtulma anındaki mutluluğu gibi mutlu olmasına yol açtı.

“-Özür dilerim Sve, farkedemedim. Seni üzmek ister miyim?”

Cümlenin anlamı, kelimeler... Bambaşkaydı. Sanki Aleron yoktu karşısında. Veya yeni Aleron yoktu. Sanki iki sene önceki kanka hâlleri gibi olmuşlardı yine. İçini kavrayamadığı bir sevgi kapladı. Göz yaşları akmaya devam ederken, bir cevap vermesi gerektiğini farketti. Fısıldadı;

“-Çok aptalım.”

Kafasını, Aleron'un göğsüne yasladı. Çenesini, nefes alıp verişini hissedebiliyordu. Sarmıştı onu. Sanki bir daha hiç ayrılmayacaklarmışçasına. Bir bütün gibi. Derin derin nefes aldı, daha fazla adrenalini kaldıramayacaktı nârin bedeni. Biraz sakin olmak, iyi gelebilirdi. Aleron'a ne kadar bağlı olduğunu anladı. Küs olsalar bile, ondan vazgeçemeyeceğini... Gülümsemeye çalıştı, beceremedi. Tebessüm etmekten başka seçeneği yoktu. Omzunun, aynı zamanda gururunun okşandığını farketti. Duyduğu o tını... Sakin ve içten mutlu dinledi onu.

“-Şimdi nasılsın?”

Aleron... Kesinlikle aniden değişmiş gibiydi. Çok anlayışlıydı ve kendini şımarık bir kedi gibi hissetmeye başlamıştı artık. Onu her saniye daha da çok mutlu ediyordu. Ondan ayrılmayı istememeye başlamıştı. Etraf flulaşmıştı, Aleron'dan başkasını göremiyordu. O pürüzsüz yüz, görüş alanına girmişti. Bir beklentisi varmış gibi Svenja'ya bakıyordu. Duraksadı Sve ilk önce, biraz da afalladı. Gözlerinde yaşlarla, tatlıca gülümsedi ve ikinci kelimeyi vurgulayarak konuştu.

“-İyiyim, sayende.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Adeläine Dimetrus



Mesaj Sayısı : 2

MesajKonu: Geri: Adeläine Dimetrus.   Perş. Eyl. 03, 2009 8:36 am

Ellerini Aleron'un yanaklarına götürüp, işaret parmağının dışıyla yanağını okşadı. Yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Kızarmaya başlıyordu. Onu öptüğünde, garip hissetti kendini. Bir an için aklını farklı düşünceler kapladı. Yok, daha neler diye geçiştirdi içinden. Arkadaşını öyle olarak düşünmemişti hiç, düşünememişti. Dudaklarını yanağından çekti. Yine kırmızı ruj olmuştu yanağı. Bu sefer bilinçliydi. İçini bir sevinç kapladı. Gece, güzel gideceğe benziyordu. Yavaşça kulağına doğru doğruldu ve fısıldadı;

“-Seni çok seviyorum Aleron, müthiş bir arkadaşsın.”

Aleron'un güldüğünü gördü, o da en içten şekilde gülümsedi. Aleron'un gülümsemesini görmeyi, kendi gülümsemesini... Özlemişti. Bir süre sonra kaybolan gülüş, Sve'nin aklını kurcalamaya başlamıştı. Birden omzundaki yükün kalktığını hissetti. Aleron, ne olmuştu böyle? Hiçbir anlam veremeyen Svenja, Aleron'un göğsünden doğruldu istemeyerek. Mutlu bir gece olacağını düşünüyordu, neden böyle olmuştu ki şimdi? Aleron'u izliyordu merakla. Tepkisiz kalmasından çok, çekip gitmesi, hatta ben seni sevmiyorum arkadaş olmayalım, sadece sana iyi gelir diye böyle yaptım demesi daha iyi olurdu. Daha kırıcı ama daha gerçek. Svenja'ya bakmıyordu, göle dönmüştü. Sanki nefes almıyordu. Ellerini sıktığını farkediyordu, güçlü biri olduğunu biliyordu onun. Acı veriyor olmalıydı. Derin derin nefes alıp verdi. Kalkmayı düşündü, ama bu büyük bir saygısızlık olurdu. Kalkmak istiyorsa Aleron kalkabilirdi. Ah, buı olasılığı hiç sevmemişti. Sakin ve yumuşak bir ses duydu. Aleron'un cümlesini, irdeledi ki hiç kısa süreceğe benzemiyordu bu irdeleme.

“-Ben de seni seviyorum, Sve. Ama artık seni arkadaşım olarak görmüyorum, göremiyorum.”

Nefesinin kesildiğini hissetti Sve. Seni seviyorum'un güzeliğine kaptıramadan, ikinci cümlenin karmaşası içinde buldu kendini. Arkadaş olmayı istemediğini düşündü bir an. Bu iç acıtan bir seçenekti. Boğazı düğümlendi, nefes alamadığını hissetti. Olduğu yerde donakaldı, kendine gelmekte zorlandı. Seviyorsa niye arkadaş olmak istemiyordu diye düşündü. Belki de sevmiyordu, bu sadece bir teselliydi. Seni seviyorum'a sıradan bir ben de gibi. Bir seçenek kalmıştı. Belki aralarından en imkânsız ama olağan... Nasıl böyle bir şey olabileceğini bilmiyordu. Öyle imâ ettiğini düşünüp, irdeledi olayı. Aleron'u her gördüğünde heyecanlanıyordu, ona sarılmayı, Sve'yi sevdiğini duymayı istiyordu. Midesinde baloncuklar varmış gibi... Bu seçenekler, tek bir sonuca ulaşıyordu. Artık kabullenebiliyordu, yine de öyle dediğinden emin değildi. Vereceği cevabı iyi düşünmeliydi. Aleron'un o mânada dememe ihtimâli de vardı. Ona daha yeni bir sevgi beslediğini düşünmeye başlamışken, arkadaşlığını da kaybetmek... Yaşayamazdı Svenja, öldürürdü kendini. Geçen senenin intikâmını alarak başlayacaktı. Genzini temizledi ve ciddi bir ses tonuyla konuştu.

“-Buna nasıl cesaret edersin Aleron?”

Omuz silkti, üzgünmüş gibi göründü. Gözlerinde biraz olsun kalan, göz yaşlarını akıttı. Onu süründürmeyi istiyordu evet, ama istekleri her zaman gerçekleşmezdi. Yeterince intikâm aldığını düşündü. Aleron ona öyle deseydi, ölürdü. Önce nefesi daralırdı, sonra ise gözleri görmezdi. Aleron'suz bir ölümü düşünüyordu şimdi de, içi acıdı. Ayağa kalktı, gidiyormuş gibi yaptı. Aleron, ona bakmıyordu. İşine gelmişti. Parmak uçlarıyla arkasına ilerledi Aleron'un. Boynuna sıkıca sarıldı. Göz yaşları Aleron'un yüzünden aktıkça, elini yüzüne götürme bahanesi oluyordu. Göz yaşlarını silmek için elini götürdüğü o pürüzsüz surat. Aleron'u seviyordu. Arkadaş olarak değil, ona aşık olmuştu. Sevinçliydi, yine de kızmayla gülmenin karışımı sesle bir cümle çıkıverdi ağzından.

“-Nasıl beni sevdiğini benden önce söylersin, ha? Söyle bana, hemen!”

Tedirgindi, Aleron'un nasıl bir tepki vereceğini merak ediyordu. Aklına gelen güzel hayaller... Gerçek olmalarını o kadar çok istiyordu. Şu ana kadar bir çocukla çıkmıştı. Anlaşamayıp, ayrılmışlardı. Aşk diye bir şeyin olmadığına inanıyordu. Şimdiye kadar. Şaşırmıştı kendine. Çok sevdiği, değer verdiği arkadaşına aşık olmuştu. Hem de birden olmuştu her şey. Belki de gereğinden çok değer vermişti ve sevgisi katlamıştı her gün. Bugün de patlamıştı. Aleron'u kırmayı hiçbir şekilde istemiyordu. Bir insan sevdiği birini nasıl kırmak isterdi, aklı almıyordu. Bir tepki beklerken, ayakları titriyordu. Soğuk havaya rağmen, sıcak kalmayı başarmış eller, Sve'nin bileklerini nazikçe kavradı. Svenja güldü. Şimdi Aleron'a sarılmak, ölene kadar öyle kalmak istiyordu. Aleron, konuşmaya başlamışken, sıcacık elleri Sve'yi ısıtıyordu.

“-Sanırım ilk adımı atması gereken daima erkekler oluyor!”

Alaycı ses tonu. İlk geldiğindeki gibi. Ama bunun anlamı çok daha farklıydı. Şu anda ağzından binbir tane küfür çıksaydı, umursamayacaktı. Onu seviyordu. Onun da Svenja'ya aşık olduğunu bilmek... Çok mutluluk vericiydi. Peki Aleron ne zaman karar vermişti ona aşık olduğuna? Aleron, Svenja'nın kollarından tutup, yanına oturmasına yardımcı oldu. İkisi de birbirlerine baktılar. Gözleri... O kadar güzellerdi ki. Dalıp gittiğini farketti. Gözlerine bakmayı bırakmadan, büyülenmiş ses tonu çıktı ağzından.

“-Peki, Bay çok bilmiş.”

Yavaşça kıkırdadı. Aleron'un ellerini yanaklarında hissettiği an, kalbi heyecanla çarpmaya başladı. Yerinden çıkacakmış gibiydi. İnce bedeni titriyordu. Gözleri sonuna kadar açık, bakıyordu ona. Çenesini kavrayan eli, yavaşça yüzüne doğru yaklaştırıyordu onu. İkisinin de yüzündeki tedirginlik okunabiliyordu. Gözlerini kapadı Svenja. Git gide yaklaşıyorlardı artık. Dudaklarının birbirine değdiğini farkettiği anda, bütün duygular kayboldu. Yine flulaşıyordu her şey, şu anda sadece Aleron ve Svenja vardı sanki. Altı saniye boyunca, birbirlerine değen dudakları Aleron'un geri çekilmesiyle ayrıldı. Kötü bir şey olmadığını biliyordu Svenja, en azından umuyordu. Derin derin nefes alıp verdi. Gözlerini açabildiğinde, Aleron'u ona bakarken ve gülümserken gördü. O da gülümsedi nazikçe. Göğsüne doğru eğmişti Aleron, Svenja'yı. Sımsıkı sarılmışlardı şimdi. Svenja, hayatının en keyifli dakikalarını yaşıyordu şüphesiz. Sokuldu Aleron'a, sanki bir kediymiş gibi. Kulağında yankılanan fısıltı, ah o muhteşem ses!

“-Seni son zamanlarda çok üzdüm biliyorum, umarım affedilmişimdir.”

Bu her şeye bedeldi. Onun yüzüne bakarak konuşmayı istedi, ama hâlinden memnundu. Ayaklarını karnına doğru çekerek, ellerini Aleron'un beline doladı. Kafasını yasladığı vücuttan biraz da olsun kaldırdı. En azından görüş alanı içine, Aleron'un yüzü girmişti. Gerçekçi ses tonuyla konuştu.

“-Seninle küs kalırsam ölürüm ben.”

Seviyordu, evet. Bunu daha da iyi anladı. Keskin dişlerini dudaklarına batırıp, Aleron'un dudaklarının tadını aldı. Sanki çilek gibiydi. Evet, aynen çilek! Ya da kendi rujunu yemişti. İkincisi daha bir olasıydı, kendine güldü. Merağını daha fazla bastıramayacağını anladı. Kafasını kaldırdı, ve gözlerinin tam içine bakarak konuştu;

“-Dürüst ol, beni ne zamandan beri seviyorsun Aleron? Aslında benim baştan beri sensiz yapamayacağımı bilmem lazımdı.”

“-Bilmiyorum, Sve. Seni tanıdığımdan beri sevdiğim kesin ama arkadaşlıktan aşka geçiş evresini yakalamam pek mümkün olmadı.”

Yeterince tatmin etmeyen cümle, Sve'nin yüzünde sadece donuk bir gülümseme oluşturdu. Cevabı almayı isterdi elbette, yine de Marque'nin yalan söyleyecek hâli yoktu. Saçmalıyordu, kesinlikle! Kendi düşünceleriyle boğuşurken, alnında hissettiği dudaklar onu kendine getirdi. Gülümsedi yavaşça, gözleriyle temas kurduğunda çikolata havuzunun içine düşmüş gibi hissetti. Mutlu yani. Marque'nin de güldüğünü gördü. Bir an sıcacık olan içi, buz tutmuştu sanki. Acı, beynine hücum etmişti. Gözleri, yine garip oluyordu. İstemeyerek Marque'nin omzundan doğruldu. Ona dönüktü, ama kafasını sağa çevirmişti. Ellerini birleştirdi. Gerçekçi bir ses tonuyla konuşmaya başladı.

“-Bak Marque, seninle bir şey paylaşmam gerekiyor. Benim için çok önemli bu, Olivia'ya bile söylemedim. Söyleyemedim, ama sana dürüst olmam gerekiyor.”

Derin bir nefes aldı önce, bunu nasıl anlatacağını düşündü. Damarlarındaki dolaşım bitmişti sanki. Nefes almakta zorlanmaya başladı. Ellerini yumruk yaptı ve birbirlerine yapıştırdı. Konuşmaya çalıştı, beceremedi.

“-Ben, senin bildiğin kızlardan değilim.”

Mırıldanabildiği tek şey bu oldu. Gergindi, Marque'nin gözlerine bakamıyordu bile. Belki de gidecekti şimdi Marque? Ona ben bir vampirim demek... Hem de ona aşık olduğunu anladı zaman. Aşkını mı kaybedecekti yani? Arkadaşlıklarını son zamanlarda doya doya yaşayamazken, şimdi de müthiş sözler duymuşken bu kadar kolay mı bitirecekti her şeyi iki sözcük? Derin bir nefes aldı. Alnından terler boşalırken, rüzgâr saçlarını savuruyordu. Marque'nin konuşmasına izin vermeden, işaret parmağını yanağında gezdirdi.

“-Soğukluk. Hissedebiliyor musun? Ben bir vampirim Marque, yarı vampir olsam da genlerimde var. Babam bir vampirdi. Senden bu gerçeği daha fazla saklayamazdım. Sonradan öğrenirsen kırıcı olurdu, ve belki de başlamadan bitirmek istersin. Tamamen insafiyetine kalmış.”

Hayatla küsmüş gibiydi Svenja. Tekrar derin bir nefes aldı. Parmağını yavaşça yüzünden çekerken, gözlerinin dolduğu farketti. Güçlü bir kızdı, niye ağlıyordu? Ah, güçlü olduğu bir yalandı. İnsanların yanında öyle davranırdı, sonra da yalnız kalıp ağlardı. Dişlerini dudaklarına bastırdı önce, ardından gözlerini kapadı. Duymak istemediği cevabı duyarsa ölürdü Sve, arkadaşlığı olmadan mutsuzken sevgisi olmazsa...

~ Bu sadece rp'min bir kısmı, isterseniz devamını da yazabilirim. ^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Evaline A. Brielle
Uçuş Profesörü ~ Müdüre Yardımcısı
Uçuş Profesörü ~ Müdüre Yardımcısı
avatar

Mesaj Sayısı : 406
Nereden : İrlanda ♥

MesajKonu: Geri: Adeläine Dimetrus.   Paz Eyl. 06, 2009 1:11 pm

Lady alımı yapıldı... Lütfen başka bir rütbe seçin (:

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Adeläine Dimetrus.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Adeläine Dimetrus.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Evapsie :: Seçim Alanı~ :: Meslek Alımları :: ♣ Ölüm Yiyen Alımları-
Buraya geçin: