Evapsie

Harry Potter ve RPG'nin birleştiği adres(:
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Isabel Maria Ayala y Velazquez

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Isabel M. Ayala Velazquez
Ölüm Yiyen
Ölüm Yiyen
avatar

Mesaj Sayısı : 9
Ruh Hali :
Nereden : Barcelona

MesajKonu: Isabel Maria Ayala y Velazquez   Perş. Eyl. 03, 2009 11:32 am

Lady olmayı tercih ederim, ama Ölüm Yiyen olmamı isterseniz onu da olurum. Umarım rpmi beğenirsiniz. Very Happy

---

"Señora Velazquez. Demek anlaştığımız üzere geldiniz."

Viktoryan tarzı döşenmiş geniş çalışma odasının meşeden yapılma masasının arkasındaki heybetli koltukta oturan yaşlı adam gülümseyerek sarfettiği sözler karşısında ifadesiz bir yüzle odayı inceleyen kadına dikkatle baktı. Kadın tek kelimeyle büyüleyiciydi, buna hiç kuşku yoktu - kestane kahverengisi uzun saçları, her erkeği kendine çekebilecek kıpkırmızı dudakları, dipsiz bir kuyu kadar koyu ve boş gözlerini çevreleyen uzun siyah kirpikleri ve fazlasıyla düzgün fiziğiyle gözlere ziyafet çekiyordu. Isabel adlı bu kadın ne kadar alımlı olsa da yaşlı adam görünüşe kanmaması gerektiğini bilecek kadar yaşamıştı, var oldukları dünyada görünüş hiçbir şeydi. Uzun, kemikli parmaklarını masanın üzerine yatay pozisyonda koyduktan sonra çelik mavisi gözlerini karşısındaki ifadesiz gözlere dikerek tekrar konuştu.

"Señora, lütfen oturun. Ayakta durmanız hiç doğru değil, bu yaşımdan sonra hakkımda centilmenliğimi yitirdiğime dair dedikodular çıkmasını istemem." Hafifçe kıkırdayan yaşlı adam kadının ihtiyatla oturmasını izledi.

"Hakkınızda herhangi bir dedikodu çıkmayacak, emin olabilirsiniz Mr. Robbins. İhtiyacım olan nesnenin sizde olduğunu umuyorum. Aksi takdirde bazı... pürüzler ortaya çıkabilir."

Melodik, zengin bir tona sahipti kadının sesi. Mr. Robbins hafifçe başını salladı. Kadının sesi bile etkileyiciydi. Gene de Isabel'in kıpkırmızı dudaklarındaki alaycı kıvrılma yaşlı adama son cümlenin altında yatan bir tehdit olduğunu anlatmaya yetmişti. En azından Isabel öyle umuyordu. Spencer Robbins zeki bir tüccar olarak tanınırdı ve gerekli objeyi Isabel'e sağlayabilirdi. İsteyerek ya da istemeyerek, nasıl olacağı önemli değildi. İstediğini almaya gelmişti Isabel ve almadan hiçbir yere gitmeyi düşünmüyordu.

"Ah, istediğiniz bende. Tıpkı Lordunuzla anlaştığımız gibi. Efendiniz eminim sizi ödüllendirecektir eminim."

Odayı tüyler ürpertici bir kahkaha çınlattı. Isabel'in olduğuna kuşku yoktu, fazlasıyla tiz ve soğuktu. Spencer Robbins'in boğazından böyle bir ses çıkması mümkün değildi. Yaşlı adam ilk defa o an kadından korktuğunun farkına vardı ve tuttuğunun farkında olmadığı nefesi hızla bıraktı. Isabel zarifçe başını sola eğdi.

"'Efendim', ha? Elbette, Efendim şu an oldukça memnun. Eğer istediğiniz verirseniz daha da memnun olacak. Ve tek ödüllendirilen ben olmayacağım."

Mr. Robbins gözünü kırpıncaya kadar Isabel masanın etrafını dolaşmıştı. Asası elinde, yaşlı adama arkasından sarılmış durumdaydı. Ağzını açıp kırmızıya çalan pembe dilini uzattı. Adamdan yayılan korkuyu havada tadabiliyordu. Aldığı zevkten mest olmuşçasına kolları arasında titreyen adamın kulağına eğilip fısıldadı.

"Sizi de ödüllendirebilir, Mr. Robbins. Eminim bunu isterdiniz... Hmm? Şimdi nerede olduğunu söyleyin, olur mu?"

Yaşlı adam tüm bedeni titreyerek kekeledi.

"B-ben onu k-kasaya k-koydum... Ş-şifresi A-aurum P-potestas Est. Et-etrafında s-sadece benim dokunabilmem için c-cincücelerden esinlenilmiş tılsımlar v-var..."

Isabel adamı rahatça titremeye devam etsin diye bıraktı, korkusu ne kadar lezzetli olursa olsun, kendisi korkak bir zavallıydı. Onun da pislik, anlamadığı her şeyden korkan ve yok etmekten başka işe yaramayan Muggle sürüsünden bir farkı yoktu. İstediğini aldıktan sonra bir süre daha ondan yararlanmayı, sonra da bahsettiği 'pürüzler'i yaratmayı aklının bir köşesine not etti.

"Kasa nerde, Mr. Robbins?" diye sükunetle sordu. Yaşlı adam masasının altını işaret etti. Bu bir değişiklikti, daha önce tanıma talihsizliğine uğradığı tüm zengin budalalar tabloların arkasına saklarlardı değerli eşyalarını. Belki de bu zavallı korkak ihtiyarda hala biraz zeka kırıntısı vardı.

Asasını yere doğrultup birkaç büyü mırıldandı. Her ne mırıldandıysa işe yaramış olmalıydı, çünkü yerdeki ahşap parkeler ayrılıp belli bir şekil oluştururcasına tekrar birleşiyorlardı. En sonunda şekil içini Mr. Robbins'in anlamadığı ama Keltçe olarak tahmin ettiği antik yazıların süslediği beyaz bir çember haline geldi ve ortasında oluşan beş köşeli yıldızın masanın arkasındaki pencereye bakan ucu tütmeye başladı. Tüm çember yavaş yavaş çürük yumurta gibi kokmaya başladı ve her tarafı görünmeyen alevlerle yanarak karardı. Beş saniye sonra çember yok olmuştu ve yerine bir çukur açılmıştı: Altın kaplama kutular ve parlayan Galleonlar, Sicklelar ve Knutlarla dolu bir çukur hem de. Yaşlı adamdan hayret dolu bir nida yükseldi, belli ki bunun nasıl olduğuna akıl erdiremiyordu. Altınlar, gümüşler, zümrütler, yakutlar ve diğer bir sürü değerli taşlarla tıka basa doluydu çukur, fakat Isabel'in gözleri onların üzerinde bir saniyeden fazla durmadı. Tüm bu zenginlikler Isabel'i zerre kadar ilgilendirmiyordu, onun aklı aralarında olması gereken bir--

"SONUNDA!" diye bağırdı Isabel gözleri vahşi birer zafer ışığıyla aydınlanarak. Aradığını bulmuştu, nihayet, bu kadar bekledikten sonra... Ne kadar da çok beklemişti bunun için... Ne kadar adam öldürmüştü kimin onu bulabileceğini öğrenmek için... Ve işte artık ona sahipti, som altından yüzeyi parlayarak ve ucundaki tılsım masmavi bok böceği onu takması için kendine çekerek--

Dudaklarına alaycı bir gülümseme kondu.

"Beni kandırabileceğinizi mi sandınız, Mr. Robbins? Üzerindeki lanetleri ve büyüleri kaldırmadığıınzı fark etmeyeceğimi mi ummuştunuz? Eğer öyleyse, size ne kadar korkunç bir yanılgı içerisinde olduğunuzu anlatmama izin verin."

Mr. Robbins'in gözleri korkuyla kocaman açıldı. Vücudu ne olacağını bilir gibiydi, tüm kasları kasılmıştı ve her tarafı karıncalanıyordu.

"Crucio!"

Acı ve korkuyla karışık bir çığlık yükseldi geniş çalışma odasından. Ev bomboştu, tıpkı anlaştıkları gibi. Duvarlarda yankılanan fakat evin dışına çıkamayan tüyler ürpertici çığlık Isabel'in yüzüne gerçek bir gülümseme kondurmuştu - en azından Isabel için gerçek sayılacak zalim ve zevk dolu bir gülümseme.

"Devam edin Mr. Robbins. Ne kadar da güzel çığlık atıyorsunuz." Isabel'in sesi baştan çıkarıcı bir tondaydı artık. Mr. Robbins'in beyazları gözüken gözleri ve dinmeyen çığlıklarına bakılırsa, yaşlı adam onu duymuşa benzemiyordu. Isabel'in gülümsemesi genişledi. Biraz eğlendikten sonra işini bitirir, Hathor'un Muskası'nı alıp üzerindeki lanetleri daha sonra kaldırabilmek için karargaha geri dönerdi. Gün oldukça verimli geçmişti...

O anda aklına bir fikir geldi. Odaya biraz... dokunsa iyi olurdu herhalde. Evet, 'küçük' bir dekorasyon odaya iyi giderdi, eklemeye karar verdi.

"Sizinle iş yapmak güzeldi, Mr. Robbins. İyi günler." diyerek Öldüren Lanetle biraz önce işkence çektirdiği ve yaptığı ekleme, ya da çıkartmadan sonra büyük ihtimalle ölüden farksız ihtiyarın üzerinden geçti Isabel. Asasını kaldırıp öldürmenin ona yaşatacağı o eşsiz hissi duymaya hazırlandı.

"Avada Kedavra!"

Mr. Robbins'in evinden çıkarken uzun ve gece rengi cübbesinin içinde saklı Hathor'un Muskası'nın gücünü hissedebiliyordu. Bir daha adamla iş yapamayacak olması talihsizlikti, fakat hainlerin cezası ölümdü. Robbins budalası layığını bulmuştu.

"Demek 'Efendim', 'Lordum', ha? Ne kadar da hoş. Bir daha kimsenin bu konuda yanlışlık yapmayacağını garanti altına alsam iyi olur." diye mırıldandı. Gelecekteki eğlenceleri de aklına gelince yüzüne yapışmış zalim gülümseme çarpıldı. Gelecek sefere biraz daha yaratıcı olurdu artık...

-----

Ertesi gün Kehanet Postası'nda gördüğü habere bakarak tiz bir kahlaha attı. Manşette "Sapık Cinayet: Ünlü Tüccar Canice Katledildi" yazıyordu.

"Morgan." diye seslendi Isabel ve hemen yanına gelen sadık müridine başıyla gazeteyi işaret etti. Takım elbiseli Morgan, heybetine yakışmayan ve bir erkeğe göre ince sesiyle okumaya başladı.

"...iç organları çıkartılıp kanıyla duvarlara kışkırtıcı mesajlar yazılan Mr. Spencer Robbins'in (65) ölümüne yol açanın Öldüren Lanet olduğu ve öldürülmeden önce işkence gördüğü yetkililerce belirtildi. Öldürülme nedeni hala soruşturuluyor. Olay yerine çağrılan Seherbaz Alec Calwell şöyle dedi: 'Katili bulmak için elimizden geleni yapacağız. Mr. Robbins çevrede sevilen ve saygı duyulan bir--"

"Morgan, kes. Bir Kanıbozuğun aptalca yorumlarını dinlemek istemiyorum." diye hırladı Isabel ve yayılmakta olduğu kırmızı tahttan hışımla kalktı. "Hathor'un Muskası hala büyülerime direniyor. Ama bu uzun sürmeyecek. Sürmemesini sağla." Emri duyan Morgan eğilerek selam verdi ve sessizce geniş taht odasını terk etti.

Odada yalnız kalan Isabel yumruklarını sıktı. Muska'yı çalıştırmanın bir yolunu bulacaktı. Yalnızca sabır gerekiyordu. Sabırlı olabilirdi. Muska sayesinde kazanacağı güç hepsine değerdi... Her yer kan gölü olacaktı ve Isabel hepsinin Efendisi olarak yükselecekti - güçlü, güzel ve yüreklere korku salan bir Savaş Tanrıçası gibi... Tıpkı Hathor gibi bir Tanrıça olacaktı. Isabel hükmetmek için doğmuştu, damarlarındaki kanda bunu hissedebiliyordu. Güç arzuluyordu, herkesi yönetecek ve boyunduruğu altına sokacak bir güç. Hathor'un Muskası'yla bunu yapabilirdi.

Yapacaktı.

Bir başka kahkaha koyuverdi. Bu seferki gelecekte yapacağı kötülüklerin habercisi sayılabilirdi, eğer bir kahkaha felaket alameti sayılacak olsaydı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Evaline A. Brielle
Uçuş Profesörü ~ Müdüre Yardımcısı
Uçuş Profesörü ~ Müdüre Yardımcısı
avatar

Mesaj Sayısı : 406
Nereden : İrlanda ♥

MesajKonu: Geri: Isabel Maria Ayala y Velazquez   Paz Eyl. 06, 2009 1:11 pm

Lady alımı yapıldı... Ölüm yiyen rütbesi veriliyor.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Isabel Maria Ayala y Velazquez
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Evapsie :: Seçim Alanı~ :: Meslek Alımları :: ♣ Ölüm Yiyen Alımları-
Buraya geçin: